5 Temmuz 2008 Cumartesi

Avnî (umulur ki Avnî ona avnî)


Hayat karalamaktı
Sandık ki yazmayı bilen kazanır
Ve zamanı gelince anladık
Karaladıklarınız okunmaya başladığında
Şuurunuz sıradan hale dönmeye başladığında
Sizi gerçek insan yapan asıl gizeminiz yok oluyor

İnsan

Sadece bu işte
Dolaşan korkuluklar
Kargalar alışıncaya dek onları korkutacak kadar insan yalnızca


Bir 'Meksika Sınırı' ilhamı

4 Temmuz 2008 Cuma

Ömer Hayyam'dan

Bir yürek ki yanmaz yürek denir mi ona
Sevmek haram yüreğinde ateş olmayana
Bir günü sevgisiz geçirdinse yazık
En boş geçen günün o gündür inan bana

Bir bahar günü...

•O yıl New York'ta kış, Nisan'ın sonuna kadar uzamıştı. Kör olduğumve yalnız yasadığım için çoğunlukla evde kalmayı yeğledim.Sonunda bir gün soğuk hava gitti; bahar kendini gösterdi. Havacoşkulu bir kokuyla dolmuştu. Arka bahçeye bakan pencereninönünde küçük, neşeli bir kuş devamlı cıvıldıyor, sanki benidışarıya cağırıyordu.Nisan ayının değişken havasını bildiğimden kışlık mantomasarıldım. Fakat havanın değişmesi üzerine yün kaşkolumu, şapka veeldivenlerimi bıraktım. Üc catallı bastonumu alıp neşeylesundurmaya çıktım ve kaldırımın yolunu tuttum. Yüzümü güneşedoğru kaldırıp, onu selamlayan bir gülümseme sundum.Sessiz çıkmaz sokağımızda yürürken kapı komşum "Merhaba" diyerekseslendi ve gideceğim yere götürmeyi teklif etti : "Hayır,teşekkur ederim. Şu bacaklar bütün kış dinlendi. Eklemleriminharekete ihtiyacı var. Bu yüzden yürüyeceğim" diye cevap verdim.Köşeye vardığımda alışkanlıkla durdum. Birinin gelip yeşil ışıkyandığında beni karşıya geçirmesini bekledim. Nedense bu sefer,öncekilere göre daha uzun süre beklemiştim ve hala hiç kimseteklifte bulunmamıştı. Sabırla beklerken, eskiden hatırladığımbir melodiyi mırıldandım; çocukken öğrendiğim "Hoş geldinbahar..." şarkısıydı.Birden güçlü bir erkek sesi konuştu: "Sesinizden çok neşeli birinsan olduğunuzu hissettim. Sizinle caddeyi birlikte geçmeşerefini bağışlar mısınız bana?" Kibarlıkla iltifat görüncegülerek başımı salladım ve duyulabilir bir sesle "Evet" dedim.Kibarca koluma girdi ve birlikte kaldırımdan yola indik. Yavaşçayolun karşısına geçerken, konuşulabilecek en iyi konudan, havadankonuştuk. Adımlarımızı birlikte atarken hangimiz rehber, hangimizyardım alıyor, belli olmuyordu. Yolun karşısına varmamıza az kala ışığınndeğiştiğini anlatırcasina kornalar sabırsızcazca çalınmaya başladı. Kaldırıma çıkmak için birkaç adım daha attık. Ona dönüp, bana eşlik ettiğiiçin teşekkür etmek üzere ağzımı açmıştım ki, ben daha bir şeysöylemeden o konuştu: "Bilmem farkında mısınız? Sizin gibi neşelibir insanla karşıya geçmek benim gibi bir kör icin ne kadarmuhteşem bir şey".O bahar gününü hiç unutmayacağım
• Charlotte Wechler
•‘’Bazen, evrende kendimizi en yalnız hissettiğimizde; sıkıntımızı atlatmak, farklılığımızı ve yalnızlığımızı hafifletmek için, Allah, bize aynadaki aksimiz gibi, bir ikiz gönderir.’’

Benim tavam küçük...


Yaşlı bir adam göl kenarında balık tutuyormuş diğer insanlarla..Yaşlı adam oltasını atmış, beklemiş ve kocaman bir balık çekmiş.. Adam balığı almış eline, nazikçe çıkarmış iğneyi balığın ağzından şöyle bir balığa iyice bakmış ve göle atmış. Yaşlı adamdan başka kimse balık yakalayamıyormuş.Yaşlı adam tekrar oltasını atmış daha kocaman bir balık, adam tekrar balığın ağzından iğneyi nazikçe çıkarmış ve balığa söyle bir etraflıca bakmış ve tekrar göle atmış balığı. Her seferinde daha kocaman balıklar yakalamış yine etraflıca baktıktan sonra balıkları atmış göle.Yanında balık tutanlar artık dayanamamışlar ve adamın yanına gelmişler. "Amcacığım ne yapıyorsun sen demişler biz saatlerdir buradayız tek bir balık bile yakalayamadık.. Sen ise kocaman kocaman balıkları göle tekrar atıyorsun" demişler.. "Neden acaba?" diye sormuşlar. Adam dönmüş kalabalığa ve söyle demiş; "Benim tavam küçük evlatlarım..."

Bir başka diyardan...