10 Mayıs 2010 Pazartesi

O da Güzel




Yatağımızda ölmek de güzel
Temiz bir yastık
Ve yanımızda dostlar.

Ölmek güzel, bir kereliğine,
Ellerimiz göğsümüzde bağlı
Boş ve solgun
Yarasız, zincirsiz, pankartsız
ve davasız.

Tozsuz bir ölümle gitmek güzel,
Gömleğimizde bir delik
Kaburgamızda nişanı olmadan.

Ölmek güzel
Yanağımızın altında kaldırım değil, beyaz bir yastık,
Ellerimiz sevdiklerimizle,
Etrafımızda çaresiz doktorlar ve hemşireler,
Zarif bir elvedadan başka hiçbir şeyimiz olmadan,
Tarihle ilgisiz,
Dünyayı olduğu gibi bırakıp,
Bir gün, bir başkadı değiştirir
Diye umarak.

Mourid Barghouti

15 Şubat 2009 Pazar

NACİ EL ALİ


En az sapan taşı kadar tehlikeli çizgiler çizen Naci Ali’yi MOSSAD katletti. Ama başlattığı savaş sürüyor. Çizgi savaşını bir kadın çizer sürdürüyor.
Filistin dramının en kanlı günlerinde dünya Hanzala ile İsrail katliamlarının şiddetini idrak edebiliyordu.
Hanzala ünlü bir karikatür sanatçısı ve adı Filistin davası ile özdeşleşmiş olan Devrimci çizer Naci Salim El Ali’nin tiplemesi olan Filistinli bir kız çocuğu idi.
Filistinlilerin ‘Devrimin Vicdanı’ olarak nitelendirdiği çizerin bütün çizgilerinde bir sembol olarak Hanzala’yı insanlar hep arka cepheden ve yamalı elbiseleri ile görüyorlardı ..Hanzala’nın etkisi o kadar güçlü idi ki, İsrail, kendisine en az çocukların attıkları sapan taşları kadar büyük zarar veren bu çizgi karakterin çizerini ortadan kaldırmakta görüyordu çareyi..Kendisini bir karikatür sanatçısı olmaktan çok, halkının davasına adamış isim olarak yaşamayı tercih eden Naci El Ali, takvimler 22 Temmuz’u gösterirken, Londra’da bir caddede bedenine saplanan mermilerle yere yığıldı.Yaralı olarak en yakın hastaneye kaldırıldı. Bir ay süreyle hastanede yaralı olarak tedavi gören Naci Ali, bütün müdahalelere rağmen kurtarılamıyor ve 29 Ağustos 1987′de Şehadet şerbetini içiyordu.Ali, 1937′de Tabariye’nin Şecere köyünde dünyaya geldi. Yüz binlerce Filistinli gibi o da 1948 yılında topraklarından sürüldü. Filistin toprakları üzerine İsrail Devleti kurulduğunda, ailesiyle birlikte Lübnan’ın güneyindeki Sayda kenti yakınlarındaki Aynül Hilva Mülteci Kampı’na sığındı ve canını kurtardı. Kampta her Filistinli gibi acılar içinde yaşadı. Ama çaresizliğe kapılmadı, zulme teslim olmadı.
Ölümünden sonra Naci Ali “Kanı ile Filistin’i çizen sanatçı” olarak tanındı. Naci Ali, geride 40 bin eser bıraktı. Her çizgisinin altında sırtı okuyucuya dönmüş küçük bir çocuk vardır. Hep 10 yaşındadır. Çünkü Naci El Ali yurdundan kopartıldığında o yaşta idi. Diken diken olmuş saçlarıyla Hanzala, Filistin dramını haykırır dünyaya.


Hanzala kendini şöyle tanımlar:“Ben Hanzala.

Babamın adı: Önemli değil.

Annemin adı: Nakba (Filistinliler işgalin ardından Filistin topraklarında İsrail Devleti’nin ilan edildiği 15 Mayıs 1948′i Nakba yani büyük felaket günü olarak tanımlar. S.T.)

Kız kardeşimin adı. Fatıma.

Ayakkabı numaram: Bilinmiyor. Çünkü ben hep yalın ayakla dolaşırım.”

değişim için 40 teklif!! (gençdergi)

DAHA AZ UYU  Gazze hiç uyumuyor, unutma!
DAHA AZ YE  Gazze’de insanlar aç, unutma!
DAHA AZ KONUŞ  Gazze’de acı konuşuyor sadece, unutma!
OKU  Düştüğümüz yer de burasıdır, kalkacağımız yer de; OKU!
KARİYER YAP  Statü, titr, etiket yap ama var olmak duygusu ile değil, sorumluluk duygusu ile…
DÜŞÜN  Ancak düşünenlerin harekete geçip, iş bitirebileceklerini unutma!
MEDYAYI TAKİP ET  Pasif izleyici olma; tebrik et, paylaş, tepki göster, protesto et!
DERT SAHİBİ OL  Kendin için yaşama; kendin gibi yaşatmaya talip ol!
KİTABINI ÖĞREN  Kitabını tanı, öğren, düzenli oku; o da seni tanısın.
TARİHİNİ ÖĞREN  Kimin evlâdısın, dedelerinin maksadı neydi, ne için yaşadılar, ne için öldüler?
BİLİME İLGİ DUY Sadece tefekkür için değil, bu çağda gücün adresi olduğu için…
AKTÜALİTEDEN KOPMA  Etrafında olup bitenden gereken mesajı almak için…
TEPKİ VER  Yaşadığını, nefes alıp verdiğini, taraf olduğunu göster; kimden olduğun belli olsun!
ÖZGÜVEN SAHİBİ OL  Kendine güven; şüphen olmasın ki cevherin büyük gördüklerinden az değil.
SEYAHAT ET  Öncekilerin hallerini, akıbetlerini öğrenip ders çıkarmak için…
YALNIZ YAŞAMA  Bir “network”ün olsun, birileri sana içlerinden gelerek “bizden” desinler, sen de onlara aynı şeyi söyle: Ben de onlardanım.
ÜRET  Farkının sadece üretmek olduğunu bilerek…
FEDAKÂR OL  Kendin için yaşama, diğerkâm ol…
İHTİSAS YAP  Bir yerde olan her yerdedir, her yerde olan hiçbir yerde…
İHSAN DUYGUSU İLE ÇALIŞ  İşini O görüyormuş gibi en iyi kalitede ve kıvamda yap; muhsin ol;
ŞÜKRET  Bardağın dolu tarafına bakıp, sana verilenlere sürekli bir teşekkür hissi ile yaşa! BASİT YAŞA  Şatafatta, lükste gözün olmasın; sadelik hem yolun hem tarzın olsun!
HER ZAMAN DOĞRU OL  Ölüme gideceğini de bilsen, çıkarının zedeleneceğini de…
HEDEFLİ YAŞA  Hedefi olmayan bir gemiye hangi rüzgâr yardım edebilir ki?
ÖZEL GÜNDEMİN OLSUN  Kendi elinde bir dümenin olsun, rüzgâra kapılıp gitme! KİMSEDEN BİR ŞEY İSTEME  Müstağni ol; en büyük zenginliğin de bu olduğunu bil…
GÜZEL KONUŞ  Geç, ayna karşısına ve çalış; söz büyüler…
BİR ÖRNEK ŞAHSİYET EDİN  Eksikliklerimizi ancak bir örnek insanın aynasında görebiliriz.
HEP ÖĞRENCİ KAL  Oldum, bildim, bittim deme; bitersin. Hep öğrenme iştiyakı ile yaşa…
MANTIK ÖĞREN  Mantığı olmayanın ne ilmine, ne sözüne, ne de işine güvenilir.
KALBİNİ KORU  Günah kirleri ile ona leke düşürme!
SINIRLARINI BİL  Her yerde ölçülü davran; sevginde ve düşmanlığında bile…
AKTİF NAZİK OL  Kibarlığın, nezaketin ve zarafetin herkesin etkilendiği güzel bir koku gibi olsun.
NE TÜKETTİĞİNE DİKKAT ET  Sana düşman olanın ürününü ve hizmetini kullanma!KANAAT ET  Başkasının elindekine göz dikme!
HEDİYELEŞ  Sevilmenin ve unutulmamanın yegâne yolu…
SPOR YAP  Bedenini de çalıştır…
SORU SOR  Hiçbir şeyi hazırlop alma! Sorgula, soruştur, sonuca bağla!
DİL ÖĞREN  Hem de en az iki tane. Birisi batı, diğeri doğu dili olsun.

SORU (mehmet köprülü)

.....
Eğer baktıysan hayata tekrar alıcı gözüyle
Bildiysen anladıysan ne kıymetli özüyle...
Anladıysan önceliklerini ne kıt ne bol...
Şimdi sorabilirim o soruyu; hazır ol:
NE VAR UĞRUNDA ÖLEBİLECEĞİN?
Ne var gözünü kırpmadan canını verebileceğin?
Ne var uğrunda hayatını feda edebileceğin?
Ne var uğruna arkana bakmadan gidebileceğin?

Tekrar sorayım istersen, biraz değiştirerek...
Hayatın şu anında bütün hr şeyi terk ederek...
Neyin uğruna ölebilirsin var mı böyle birşey?
Öyle kıymetli ki silinir gözünden her şey...
Öyle kıymetli ki kolayca canını verebilirsin...
öyle kıymetli ki uğruna koşarak gidebilirsin...

Hemen cevap verme; kolay değil bu zaten.
Bu yazı sırf düşünesin diye sen...
Düşünesin ki canın kadar önemli hayatta ne var?
O kadar önemli ki candan öte bir anlamı var.
O hayatta kalsın diye hayatını veriyorsun.
Sen gidiyorsun ama o devam etsin istiorsun.
Gideceksin, uğruna öldüğün şey dursun diye...
Sen bunu görmezsen, bilmezsen bu adanış niye?
....


Hayat azizdir ama ona teslim olmamalısın.
Onun bendeleri bendesidir temahın ve hırsın.
Şunu unutma ki ancak hayatı aşanlar bulur..
Hayatın kendisinden umulanı;izzet ve onur.
Hayat kendini aşana meftundur daima...
Kendisinden geçene burulmuştur. Ama...
Her şeyi değil ancak sonsuzluğu arar.
Kendisi sonsuzluğu arayana eder yar.

O yüzden kardeşim sonsuza talip ol da...
Hayat bul hayatı satıvereceğin br yolda.
Olsun uğruna ölebileceğin bir değer, bir Yâr...
Yâr ki alır hayatını bitmeyen bir hayata satar.

13 Şubat 2009 Cuma

Bismillâhi'r-rahmni'r-rahîm


Aydınlık sabahı düşün, ve durgun, karanlık geceyi. Rabbin seni ne unuttu ne de darıldı: öteki dünya senin için [hayatının] bu ilk bölümünden mutlaka daha iyi olacak! Ve zamanı geldiğinde Rabbin sana [kalbinden geçeni] bağışlayacak ve seni hoşnut kılacak. O seni yetim bulup bir sığınak vermedi mi? Ve yolunu kaybetmiş görüp seni doğru yola ulaştırmadı mı?İhtiyaç içinde bulup seni tatmin etmedi mi?Öyleyse yetime haksızlık yapma, yardım isteyeni asla geri çevirme, ve [her zaman] Rabini(n) nimetlerini an.

Duhâ Sûresi
.
Biz kalbini aç(ıp ferahlat)madık mı, ve üzerinden yükü kaldırmadık mı, o belini büken (yükü)? Şerefini ve itibarını yükseltmedik mi? Elbette her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır: Şüphesiz , her güçlükle bir kolaylık! Öyleyse [sıkıntıdan] kurtulduğun zaman sağlam dur, ve yalnız Rabbine sevgiyle yönel.

İnşirah Sûresi

10 Şubat 2009 Salı

Senin Saçların Daha Güzel Gazze

Gazze uyan geç kaldın okula. Erken yat diyorum sana. Uykunu alamıyorsun. Gazze uyan yüzünü yıka kızım.
Gazze kahvaltın hazır hala uyanmadın mı? Sütün soğuyor ama.
Gazze pazarlık yok! Tabağındakiler bitecek, az bir şey koydum zaten. Hadi kızım oyalanma okula geç kalıyorsun.
Gazze çantan hazır mı? Kitapların çantanda mı?
Annen seni bekliyor tarağı ve tokalarını al. İstediğin renkleri alabilirsin. Biraz sabret ağlama hemen. Saçların içiçe geçmiş. Açılmazsa sonra daha çok acıtır.
Gazze çıkıyoruz kızım. Derslerine dikkat et, öğretmenine iyi kulak ver. Merak etme gelirim, seni ne zaman okulda bıraktık kızım? Her zaman aynı şeyi söylüyorsun. Tamam geç kalmam. Üzerine bir şeyler giymeden bahçeye çıkma Gazze. Hava çok soğuk, hasta olursun.
İyi dersler Gazze.
**
Okul nasıl geçti kızım? Beslenme çantandakileri yedin mi Gazze?
Tamam giderken dergi alırız kızım. Ama bu sefer diğerinden alalım hep aynı dergiyi tutturuyorsun Gazze. Hem bak o kız hiç bize benzemiyor. Saçmalama kızım senin saçların daha güzel. Hem herkesin saçlarının düz ve sarı olması gerekmiyor.
Senin saçların daha güzel Gazze.
Tamam bugün birlikte okuruz kızım. Şiir de okuruz Gazze.
Gazze annene yardım edecek misin mutfakta? Tamam çorbayı sen karıştır kızım. Fazla televizyona takılmak yok ona göre. Ödev verdi mi öğretmenin? Yardım ederim kızım.
Sümeyye’lere hafta sonu gideriz Gazze. Ona da dergi alırız elbette.
**
Kızım bu saatte dışarı çıkılmaz.
Gazze onlar havai fişek değil kızım. Onlar bomba! İçeri gir kızım pencereden bakma. Gökyüzünde parlayan her şey bomba Gazze.
Misket, bombanın adı Gazze.
Bombanın adı misket.
**
Akşam erken yat Gazze olmaz mı? Üstünü açıp duruyorsun geceleri, dikkat et.Ama ölme Gazze lütfen.
Gazze ölme…
Ölme kızım.


Tarık Tufan
(kalemi dert görmesin abimizin)

http://www.tariktufan.com/senin-saclarin-daha-guzel-gazze/

8 Şubat 2009 Pazar

Küçük Prens'ten (Saint Exupery)

Büyükler hiçbir zaman tek başlarına hiçbir şeyi anlamıyorlar, çocuklar için de onlara her zaman, ama her zaman açıklamalar yapmak az yorucu değil!
Burnunun doğrusuna giden insan çok uzağa gidemez.
Öyleyse kendini yargılarsın, dedi kral. İşin en gücü de budur. İnsanın kendini yargılaması başkalarını yargılamasından çok daha güçtür. Kendini iyi yargılamayı başarabilirsen, bu demektir ki sen gerçek bir bilgesin.
Kendini beğenmişler her zaman yalnızca övgüleri duyarlar.
Bir boyun atkım olsa onu boynuma takıp götürebilirim. Bir çiçeğe sahipsem, onu kopararak alıp götürebilirim. Oysa sen yıldızları koparamazsın ki!

Gerçekten de yararlı, çünkü güzel.
Gözler bir şeyin özünü göremez.
Yalnızca çocuklar burunlarını cama yapıştırmıştır. Yalnızca çocuklar bilirler ne aradıklarını.
Kökleri yok, bu da tedirgin ediyor onları.
İnsanlar artık hiçbir şeyi tanımaya vakit ayırmıyorlar. Hazır şeyleri satın alıyorlar tacirlerden. Dost satan tacir olmadığı için, insanların da dostu olmuyor hiç.
Söz gelimi, öğleden sonra saat dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım.


.
Lütfen okuyun
(Yazarın kendi suluboya resimleriyle)

15 Ağustos 2008 Cuma

dost


Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnazatılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir günkurnaz olan arkadaş, diğer arkadaşın yanına giderek işlerininbozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiçkırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu paraylaişlerini düzeltir.
Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider vearkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çokbeğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, nediyeceğini bilemez. Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardırki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelirben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerinegiderve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona işvermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinedearkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlıbir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimkiyaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir.Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çokzengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.
Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyladostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir günevinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu,kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içerialır karnını doyurur, Kimsesi olmadığınıöğrendiği kadına; Kendisinin de yalnız olduğunu söyler ve bu evde birlikteyaşayalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiçdüşünmeden kabul eder.
Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendineuygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasılbulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler. Yaşlı kadın onauygun birkız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmelersonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır.Bizimkisikırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz dageldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiyegönderir.
Düğün günü gelir çatar.Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemekisteğiyle mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya;
-Eskiden çoksevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç paraistedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımıçok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu dakendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim.İşlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak içinkendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. Çok üzüldüm, ama yinedearkadaşıma kızmıyorum. Çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerinekurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
-Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı.İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını banaverdi.Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi.Nişanlısınıistememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayatkadınıydı)Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından buşekilde kurtardım. İşleri bozulduğunda gelip benden işistedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım,o yüzden iş vermedim.Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmeküzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona benbıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi. Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız da benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim.

'Allah' kelimesinin gücü

Hollandalı bir psikolog olan Vander Hoven Kur'an okumanın ve ALLAH kelimesini tekrar etmenin hastalar ve sağlıklı insanlar üzerindeki etkilerini bulduğunu açıkladı.
Hollandalı bilim adamı ve psikolog Vander Hoven ALLAH kelimesini oluşturan harflerin sırrını bulduğunu açıkladı. Prof. Hoven'in hastalar üzerindeki araştırmasının sonucu ise şöyle.. Hollandalı profesör üç yıldan beri birçok hasta üzerinde araştırma ve çalışmasını yaparak yeni buluşuna ulaştığını söyledi.Hastalarından bazılarının Müslüman olmadığını, bazılarının da Arapça bilmediğini belirten Hoven hastalarına ALLAH kelimesini öğrettiğini söyledi.Alınan sonucun çok mükemmel olduğunu, özellikle depresyon ve tansiyon hastalarında çok daha iyi sonuçlar verdiğini belirtti.
Profesör Haven ALLAH kelimesini oluşturan harflerin psikolojik hastaların üzerindeki etkilerini açıkladı.
—ALLAH kelimesinin ilk harfi olan –A- harfi solunum sisteminden direk çıkıyor ve nefes almayı düzenliyor.
— Damaktan söylenen –L- harfi ise, (Arapçada çıkarıldığı şekilde) dil hafifçe damağın üst kısmına dokunuyor ve çene kısa bir duraklamayla birlikte aynı işlem tekrarlanıyor.(İki –L- harfi olduğu için) Bu işlem nefes alıp vermeyi rahatlatıyor.
— Son harf olan –H- harfi çıkartılırken akciğer ve kalp arasında bir ilişki oluşuyor ve işlem sonucunda kalp atışları düzeliyor.
Bu araştırmayı yapan Hollandalı Profesör Müslüman değil, fakat İslam ilimlerine ilgi duyan ve Kur'an-ı Kerim'in sırlarını araştıran bir psikolog.

İlham veren fikirler

Öfke, dilin beyinden hızlı çalıştığı bir tek durumdur.
Geçmişi değiştiremezsin. Ama gelecek hakkında endişelenerek yaşadığın günü berbat edebilirsin.
Allah, tercihi Kendisine bırakanlara en iyisini verir.
Bütün insanlar aynı dilde gülümser.
Herkesin sevilmeye ihtiyacı vardır. Bilhassa hak etmeyenlerin.
Bir insanın serveti, ebediyete ne kadar harcadığıyla ölçülür.
Gülümseme Allah'ın nurunun yansımasıdır.
Herkesin bir güzelliği vardır. Ama herkes onu göremez.
Ebeveynler, çocuklarına öğrettiği şekilde yaşarlarsa öğretebilmiş olurlar.
Elindekiler için Allah'a şükret. Elde etmek istediklerin için de Allah'a güven.
Kalbini dünün üzüntüleri, yarının endişeleri ile doldurursan, şükredeceğin bugünün olmaz.
Bugün alacağın karar, yarın etkili olacaktır.
Gülmeye de vakit ayır. Gülmek ruhun müziğidir.
Sevgi, karşıtlıklara rağmen birlikteliğe devam etmekle güçlenir.
Keskin balta kemik kırar. Keskin kelime kalbi.
Bir zorluğun üstesinden gelmenin sadece bir yolu vardır: onun üzerine gitmek.
Başımıza gelenleri itirazsız kabul ediyorsak, onun için şükretmeliyiz.
Sevgi, ne kadar çok kişiye bölersek bölelim, azalmayan tek şeydir.
Mutluluk henüz sahip olmadığın diğer şeylerle artar, ama onlara ihtiyacı yoktur.
Birine kızgınlıkla geçirdiğin her saat, bir daha ele geçiremeyeceğin 60 mutlu dakikadır.
Nerede, nasıl ve kime denk gelirse, nasıl yapabiliyorsan öyle yardım et.

Bir başka diyardan...